Cami nedir?

Müslümanların beş vakit namazlarıyla cuma ve bayram namazlarını kıldıkları, topluca ibadet ettikleri büyük mabetlere Türkçe'de verilen addır. Diğer İslam milletleri «cami» yerine yalnız «mescit» kelimesini kullanır. Halbuki Türkçede «mescit», cuma namazı kılınmayan, mimbersiz camilere denir. Camide mutlaka bir mihrap, bir mimber, bir seki, kadınlara ayrılmış bir yer ile bir veya birkaç minare bulunur. Mihrap, cami ve mescitlerin kıble yönündeki duvarında imamlar için ayrılan namaz yeridir. Mimber, din adamlarının camilerde yaptıkları konuşmalar için üzerine çıktıkları kürsüye denir.

Seki, mimberin yanında, müezzinin cami içinde ezan okudukları yerden biraz yüksekçe yerdir. Padişahlar zamanında yapılan camilerde de ayrıca bir «hünkar mahfeli» bulunur. Minare ise, müezzinin çıkıp ezan okuduğu, yüksek ve ince yapılı kulenin adıdır. Caminin ana bölümünü kubbe ve çatı altındaki alan meydana getirir. Namaz burada kılınır. Yine bütün camilerde bir son cemaat yeri, abdest almak için şadırvan veya muslukluklar, cenazelerin konulduğu bir musalla taşı vardır. Müslümanlıkta ilk cami, Hicret'in ilk yılında, 622'de, Medine yakınlarında yapılan «Mescid-i Nebevi» dir.

Bunun peşinden halife Ömer'in Kudüs’te yaptırdığı, kendi adıyla anılan mescit gelir. Emevi halifelerinden Velid'in Şam'da yaptırdığı Ümeyye camisi, Abbasi halifesi MansuHun Bağdat'da yaptırdığı Cami - ül Kebir ve İspanya’daki sonradan kiliseye çevrilen Kurtuba camisi, İslam mimarlığının ilk ünlü eserleridir. Araplar'la başlıyan cami mimarlığı, öbür Müslüman ülkelerde, yerli üslupların etkisiyle yepyeni biçimlerde gelişmiştir. Türk - Moğol imparatorlarının, İranlıların, Selçuklular'ın ve daha sonra Osmanlılar'ın yaptırdıkları camiler, birbirlerinden çok farklı özellikler taşırlar.

Sultan Ahmed Camii

cami

İslamlığın yayılmasında en büyük rolü oynayan Türkler, cami mimarlığında da ölmez eserler vermişlerdir. Bu camilerin en güzel örneklerine İstanbul, Bursa, Konya, İznik ve diğer Anadolu şehirleriyle, Rumeli'nde ve bilhassa Edirne'de bol bol rastlanabilir. Bugün Anadolu'da en eski camiler olarak, 1118'de Melikşah ve Artuklular devrinde yapılan Diyarbakır'da Ulu Cami ile 1130'da Siirt'te yapılan Ulu Cami ve 12. yüzyıl içinde Danİşmentliler tarafından Sivas'ta yapılan Ulu Cami gösterilmektedir. Bitlis'teki Ulu Cami 1150, Konya'daki Alaaddin Camisi 1156- 1220 arası, Diyarbakır'daki Kale Camisi, 1160, Kayseri'deki Ulu Cami 1205, Amasya'daki Burmalı Minare Camisi 1242'de yapılmıştır.

Süleymaniye Camii

cami

Selçuklular Devrinden kalan en göz kamaştırıcı mimarlık anıtı ise, Divrik'teki Ulu Cami'dir, ki 1228'de yapılmıştır. Osmanlılar'dan günümüze kalan en eski cami, İznik'te 1333'de yapılan Hacı Özbek Camisi'dir. Bu eser, kubbeli Osmanlı camilerinin öncüsüdür. 1378 yılında, yine İznik'te yaptırılan Yeşil Cami ise, Türk cami mimarlığında en eski çinili sanat eseridir. İznik camileri ile birlikte, kubbeli cami çığırı bütün hızıyla açılmıştır. Bursa'daki Yıldırım Camisi, çok kubbeli camilerin ilk ve büyük örneklerindendir. İstanbul'un fethinden sonra Türkler'de cami yapımı, geniş bir site kurma biçiminde gelişti. Fatih Camisi'nde olduğu gibi, camilerin çevresi medreseler, aşhaneler, kütüphaneler, çeşmeler, sebiller ve türbelerle bezendi.

16. yüzyıl, Türk cami mimarlığının her bakımdan altın çağı oldu. Yalnızca Mimar Sinan'ın yaptığı cami sayısı 81'i bulmaktadır. İstanbul'daki Şehzade ve Süleymaniye, Edirne'deki Selimiye camileri Sinan'ın şaheserleri sayılır. Gerek büyüklük ve gerekse incelik ve güzellik bakımından, onun yaptığı camilerin daha sonra yapılanlar üzerinde ezici bir üstünlüğü ve etkisi vardır. Sinan'dan sonra cami mimarlığı, onun geliştirdiği kurallar içinde devam etmiştir. Mimar Mehmet Ağa'nın yaptığı altı minareli Sultanahmet Camisi ve Davut Ağanın yaptığı Yeni Cami en ünlüleridir.

17. yüzyılın sonunda Sinan'ın klasik ve ağırbaşlı üslubuna bir tepki başlamış, zamanla Türk mimarlarının yerini Italyan, Rum ve Ermeni ustalarının alması, ayrıca Fransa ile kurulan bağlar dolayısıyla cami yapımında «barok» ve «rokoko» ve daha sonra «ampir» üsluplar etkisini göstermiş ve melez bir mimarlık ortaya çıkmıştır. 1755'de yapılan Nuru Osmaniye Camisi, 1763'te yapılan Laleli ve 1826'da yapılan Nusretİye camileri Barok devrine, Ortaköy Camisi Ampir üslubuna, Valide Camisi de (1871) Neogotik üslubuna misal olarak gösterilebilir. Istanbul'da bu melez üslup hüküm sürerken, Anadolu Türk mimarlık sanat ve zevkini nispeten devam ettirmiştir. 20. yüzyılda Mimar Kemalettin ve Mimar Vedat eserlerinde yeniden bir klasik Türk mimarisine dönüş denediler.

Sözlükte "cami" ne demek?

1. Müslümanların hep birlikte tapınmak için toplandıkları yer.
2. Toplayan, bir araya getiren.
3. İçine alan, içinde bulunduran.

Cami kelimesinin ingilizcesi

n. camisole, slip, woman's undergarment
n. mosque, Muslim house of prayer and worship
n. glass, glazing, window; peeper
Köken: Arapça